|
SON DAKİKA
Dindar Genclik ,diyanet ve strateji...
Dindar gençlik, Diyanet ve strateji…
Necdet SARAÇ Başbakan Erdoğan’ın “dindar gençlik yetiştireceğiz” açıklamasının, eşitlik ilkesine aykırı olduğu söylenebilir… “Ne yani bugüne kadar yetişenler dindar değil miydi” diye sorulabilir… Bu yaklaşımın eğitimde laiklik ilkesini tümüyle ortadan kaldırdığı, devletin inançlara müdahalesinin doğru olmadığı söylenebilir… Din eğitiminin devletin işi değil, ailenin ve inanç kurumlarının işi olduğu öne çıkartılabilir… Erdoğan gibi Alevilere karşı yaptığı açıklamaları ve icraatları başta olmak üzere “siyasi sicili” kabarık birinin bu yaklaşımdan kastının asıl olarak “Sünni İslam” çerçevesinde bir eğitimi amaçladığı, dolayısıyla asimilasyonun artacağı söylenebilir… Peki Sünni olmayanlar, Aleviler başta olmak üzere “gayri Sünniler”, Süryaniler, Hıristiyanlara ne yapacak” diye sorulabilir… Böyle olursa, “bu ülkede inançsız olmak, ateist olmak suç mu olacak” diye sorulabilir… Bu ve benzeri sorular epeyce uzatılabilir. Ancak ben uzatmaktan yana değilim. Çünkü ortada başarılı bir model yok! İslam'ın, siyasal İslam’ın, “ilimde fende, felsefede” son bin yıldır hiçbir pırıltısı yok! Tıpta, matematikte, edebiyatta, sanatta uluslararası düzeyde ortada model olarak gösterilecek bir şey yok! Aynı şey, siyasi ve ekonomik modeller için de geçerli! Yani özetle İslam’a ve İslam’ın Anayasalarda da belirleyici olduğu bütün ülkelerde her şey “en altlarda”. Bu durum “kağıt üzerinde” laik olan Türkiye için de farklı değil! Araştırmaya, geliştirmeye ayrılan bütçelerle, eğitime, sanata ayrılan bütçeleri, dine dair bütçelere baktığımızda bu durumu bütün çıplaklığıyla zaten görüyoruz: Örneğin, İslami ülkeler araştırma ve geliştirmeye GSMG’in yalnızca % 0,2’sini ayırıyor... Eğitimde de tablo aynı değil mi? “Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı” (PISA) diye bir program var. PISA araştırmaları “Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü” (OECD) üyesi olan 31 ülkede ve OECD ortağı gelişmekte olan ülkelerde 1997’den beri üç yılda bir yapılıyor. En son 2009’da yapılmış, şimdi sırada 2012 var… Ve biz 2012’ye “dindar eğitim” modeli ile giriyoruz. PISA Programı, üye ülkelerdeki müfredatı ölçmeden daha çok 15 yaş grubundaki öğrencilerin gerçek hayatta bilgi ve becerileri kullanabilme yeteneklerini, yaratıcılıklarını ve öğrencilerin iletişim kurma becerilerini ölçmek için uygulanıyor.. 2009 yılı aralık ayında açıklanan sonuçlara göre Türkiye, matematikte, okuma becerisinde, tabiat bilgisi ve problem çözme konusunda 41 ülke arasında 33. sırada. 31 OECD ülkesi arasında ise 28 sırada… “Peki Başbakan bu örneklere rağmen niçin böyle bir açıklama yapıyor” sorusuna vereceğimiz cevabın ana hatları, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2012-2016 Stratejik Planı’nda mevcut… Yani “taktiksel” değil, stratejik! Çünkü bu stratejiyi işaret eden de Diyanet’in bizzat kendisi. Zira, bazı “ara dönemler” hariç, adı dün başka, bugün başka olsa da Diyanet bu ülkeyi fiili olarak yüzlerce yıldır yönetiyor. Siyasette, ekonomide, kültürde hep ikinci ligde yer almamızı biraz da buralarda aramak gerekiyor… Slogan gibi algılanabilir ve siyasal İslam’ı allayıp pullamaya devam eden “modern laiklerimiz” kızabilir ama “Yeni Osmanlıcılık” için “biat ve ezber” üzerine kurgulanmış “dindar gençlik” modeli dışında başka bir model geliştirmek mümkün değildir! “Peki başka bir model olabilir mi” sorusuna “evet” cevabı verebilmek için ise bu ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı’nı mutlaka devletin kurumsal kimliği dışına çıkartmak gerekir. İnanın bunun başka yolu yok! 04-02-2012 - 01:2
İLGİLİ HABERLER
|