|
SON DAKİKA
İMRALI ADASI’NDAKİ PAZARLIKLAR
Barış AYDIN
Dersim, Ağrı, Zilan, Koçgiri, Nusaybin, Maraş, Sivas ve en son olarak Hakkari’de halkların kanına bulaşmış faşist Türk Devleti kan içmeye devam ediyor. Refarandurum sürecinde özgürlüklerden dem vuran sahte göz yaşları döken Recep Bey ve şurası halkımızın kanını dökmeye devam ediyor. Hakkari’deki katliam faili meçhul bir katliam değildir. Bu olayın katliamcıları Recep Bey’in Derin Devletidir. Bu düzen sürdükçe boş hülyalara kapılmanın, kurtuluş düşlerinin ahmaklık olduğu onlarca örneklerle sabittir. Barış AYDIN Paris Değişiklik paketinde ‘‘temel sorun’’ addedilen Kürt Sorunu’na ilişkin iyi veya kötü bir çözüm yoktur. Anayasa değişikliği metninde kürtlere ilişkin en ufak bir haka bile yer verilmemiş olması, tasfiye projesi olduğu Hakkari katliamıyla bir kez daha kanıtlanmıştır.Resmi ideoloji yeni bir taktik politika süreci izlemektedir. Ergenekon sürecinde izlenen taktikte olduğu gibi, ilerici, aydın, sorunlara duyarlı kesimi bölüp yeni katliamlarla emellerine ulaşmak istiyorlar. T.C. din derslerini zorunlu kılarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını hiçe sayarak, alevileri asimile etmek istiyor. Kürt sorununda da Amerika’nın yeni projesi dahilinde Fettullah Gülen’le birlikte islamiyeti kullanarak, kürt halkını değerlerini yok etmek istiyor. Bugün Türkiye Kürdistan bölgesinde Fettullah Gülen’e bağlı Işık Evleri açılmaktadır. Devlet eliyle bunlar desteklenmektedir. Bu senaryonun bir parçasıdır. Kürt Ulusu böyle seneryolara karşı uyanık olmalıdır. Kısmi bazı ödenlerle etkisizleştirme, ehlileştirme programlarına taviz vermemeli. En büyük güç Kürt Halkı’nın haklı davasıdır. Düşmanın taktik gücü karşısında paniğe kapılanlar, düşmanın stratejik, kofluğun, çürümüşlüğün bilincinde olmayanlardır. Yoksulluğun, zulmün, sömürünün, açlık ve sefaletin, fuhuş ve ahlaki çöküntünün olduğu bir ülkede, Türkiye’de bütün bu olguların kaynağı olan sömürü sisteminin egemen unsurları karşısında mücadelede ısrar etmenin gerekliliği ve güçleri birleştirerek tek bir yumruk halinde hareket etmenin zorunluluğu kendisini her zamankinden daha fazla dayatıyor. Artık hayatın olağan bir parçası haline gelmiş olan bütün bu olgular eşliğinde halkımızın ‘‘güçleri birlikte’’ ‘‘birlikte hareket’’ şeklindeki isteği dahada güçlenmiş bir istek. Daha dün, İstanbul’un ortasında Tophane’de şeriatçı, gericilerin aydınlara, demokratlara ait işyerlerini, tahrip etmişlerdir. Fiziki saldırıda bulunmuşlardır. Tahrip edenler suç üstü yakanmalarına rağmen, serbest bırakılmışlardır. Bu olay özellikle ilericileri, aydınları ve alevileri önümüzdeki süreçte neler beklediğinin habercisidir. Hakkari’deki katliam Recep Bey’in oluşturduğu Derin Devlet tarafından yapıldığı aşikardır. İmralı’nın kafa bulandıran açıklamalar yapması kendi içersinde bir çok soru işareti barındırmaktadır. Kendi derin devletini oluşturmaya çalışan Recep Bey İmralı’yla pazarlık yapmaya devam ediyor. İmralı’dakinin neyin pazarlığını yaptığını hala bilen yok. Bu pazarlık, Recep Bey’in Derin Devleti ile İmralı arasında sınırlı kalmaktadır. Önümüzdeki süreçte bu çok konuşulacaktır. Ulusal hareket sözün bittiği yere doğru yaklaşmaktadır. İmralı’daki, Hakkari katliamını PKK’dan ayrılanlar yapabilirler, burada neyi ima etmektedir. Hangi pazarlıklar sonucu bunu söylemiştir. PKK artık yeni bir yola girmiştir. İbrahim Kaypakkaya ‘‘ulusal sorun özünde pazar sorunudur’’ dediği zaman bir kez daha haklılığını doğrulamıştır. Bu pazarda kim ne kapmak istiyor, onun pazarlığı yapılıyor. Doğası gereği bunun sonucunda PKK içerisinden bazıları üzülebilir. Ulusal Hareket’leri devrimci sosyalist yapılarla karıştıranlar şoke olabilirler. Bunalıma girebilirler. Varılacak nokta burasıydı. Ulusalcıların bilmesini istediğim şudur. PKK programı hayat bulduğunda Kürt Halkı emperyalizmin baskısından kurtulacak mı? Hayır, buda olduğu gibi sürecektir. Çünkü; ulusal burjuvazi emperyalizmle uzlaşmaya yatkındır ve iktidara gelir gelmez onun ağına düşmekten kaçınamayacaktır. O halde PKK’nın programı Kürt köylüsünün, küçük burjuvazisinin, Kürt işçilerinin kurtuluş programı olamaz. Çözüm noktasında umduğunu bulamayan PKK’ya gönül vermiş, ileri düşünen taraftarları şoke olabilirler. Yıllarca bunun için mi mücadele ettik diyebilirler, kendilerini sorgulamak zorunda kalabilirler. Kürt Halkı’nın ve proleteryasının programı komünistlerin programıdır. Buda PKK’nın felsefesinde yoktur. Kürt emekçisinin çıkarı Türk emekçilerinin çıkarlarıyla aynıdır. Çünkü bu sınıfsal bir çıkardır. Kürt emekçilerinin ulusal boyunduruk dahil, sömürü ve zulümden kurtulmak için önünde tek bir yol vardır. Bu yol, Türkiye’de yaşayan bütün halkların tek bir parti altında yani komünistlerin önderliğinde T.C Devleti’ne karşı birleşerek savaşım vermektedir. Bu yol, Kürt ulusal burjuvazisinin istediği bir baskıdan, yani ulusal baskıdan kurtulup yine sınıfsal baskının devamı olacak, olan bir yol değil, tam tersi, ulual baskıda dahil bütün baskı sömürü ve zulmün ortadan kaldırdığı, halkların kardeşçe bir arada yaşayabileceği bir yoldur.
Bunu ancak Kürt, Türk ve diğer azınlık milletlerde Türkiye proleteryasının komünist partisiyle gerçekleştirilebilir. Tarih ulusal sorun noktasında bir kez daha İbrahim Kaypakkaya’yı doğrulamıştır. Bu makale 69 kez okundu
DİĞER YAZILAR
|