|
SON DAKİKA
YOZLAŞMAYA KARŞI DEVRİMCİ KÜLTÜR
Barış AYDIN
Kültür cephesinde savaşmasak da olur mu? Bu soruya ilk anda “pekâlâ olur” diye yanıt verebiliriz. Doğrusu düşmanı sanatla, edebiyatla, estetikle yenecek halimiz de yoktur. Sınıf mücadelesinin kızgın alanları ve hele savaş meydanları tiyatro sahnelerine hiç benzemez. Bu da doğrudur. Nihayet, kültürel etkinlik göstermek için “sanatsal yeteneklere sahip olmak gerekliliğini” de söyleyecek olursak kendimizi huzur içinde bir kenara çekebilir ve “bu işi aydınlar yürütsün diyebiliriz. Ama kültür konusunda böyle bir mantık yürütme neye benzer? Savaşı politikadan ayrı düşünmeye ve “politik sorunlarla parti örgütleri uğraşsın” demeye!.. Evet, salt askeri bir yapı olmayan halk ordusunun devrimci savaşçıları için politikayı önemsemezlik ve politik çalışmadan yan çizmek ne kadar yanlışsa, kültür olayını umursamazsızlık ve kültürel faaliyetten kendini geri tutmak da bir o kadar yanlıştır. Çünkü politikasız savaş olmayacağı gibi, kültürsüz devrimde olmaz. Kültür cephesinde savaş verilmeden burjuvazi ve gericilik tam anlamıyla yenilemez. Çünkü politika gibi, felsefe gibi, kültürde ideolojinin başlıca unsurlarından biri ve hatta diyebiliriz ki, geniş halk yığınları içinde her türden gericiliğin kendi ideolojisini yaymasının ve sınıf hâkimiyetini üretim ilişkilerinden ya da toplum düzeninden daha esaslı olarak insanların beyin kıvrımları içinde kurup sürdürmesinin en etkin aracıdır. Bunun böyle olması neyle açıklanabilir? Kültürün bir toplumun yaşamı içindeki yeri ve kültür olaylarının politikaya uzak olan insanlar üzerindeki ideolojik etki gücü ile... Şöyle ki, kültür kapsamına giren ve hepsi de bir ruhi şekillenmenin aracı olan unsurlar; örneğin dinsel ve ulusal gelenekler, ahlaki değer yargıları ve töreler, estetik ölçüler, folklorik özelikler, müzik-edebiyat ve her türlü sanat yoluyla iletişim içinde bulunan duygular, dil-üslup ve çeşitli alışkanlıklarda somutlanan yaşam tarzı ya da karakteristik davranış özelikleri, geniş halk yığınlarının her an her yerde dolaysız ilişkiler içinde bulunduğu, canlı şekilde yaşadığı ve adeta hava gibi soluduğu şeylerdir… Bir anlamda, ideolojinin cisimleştiği ve somut biçimler kazandığı Bir sosyal yaşam alanıdır kültür. Bu nedenle, toplum üzerinde ideolojik hâkimiyet olayını önemseyen ve kitlelerin körü körüne de olsa kendi aşağılık siyasetlerine desteğini gözeten sömürücü hâkim sınıflar, halkın kültürel yaşamına derinden nüfus etmeye çalışır; onu işine geldiği biçimde, kâh tevekkül, kâh köşe dönme, kâh bağnazlık, kâh özünü inkâr ve yabancılaşma duyguları ile yoğurur durur. Her türlüsü ile kendine güvensiz, kendi geleceğini belirleme gücünden yoksun, akıntıya kapılmış giden ve koyun sürüsü gibi güdülen insan tipleri oluşturmaya yönelir. Bu sayede kolayca hükmetmeyi amaçlar. Emperyalizm bunu dünya ölçüsünde gerçekleştirmek ister. Bundan dolayıdır ki, bir kültür emperyalizminden bahsedilir. Dünya ölçüsünde iletişim araçlarını ellerinde bulunduran, bir çeşit medya krallığı oluşturan ve uydu yayınları ile girmedikleri bir ülke ve hatta ücra bir köy evi bile bırakmayan emperyalist merkezlerin kültür bombardımanı, böylece bizim şehir yüzü görmemiş çocuklarımızı bile kendi doğal yaşantılarının sadeliğinden alır. Rambo’ları Madona”ların yapay dünyasına götürür. Hayal âleminde gezdirir. Özenti batağında yüzdürür. Emperyalist kültürün pençesinde kimliğini yetirme, yabancılaştırma ve yozlaşma için Avrupacı olmak bile gerekmez artık; en çarpıcı etkileriyle o kültür evinizin içinde ve bebelerinizin körpecik beyinlerine esaret zincirlerini vurma yolundadır. Demek ki, kültür deyip geçmemeli kültürün gericisi insanlar için zararlıdır. İlerici ve devrimci kültür ise uyarıcı bir iksir!.. Her ikisi de politikanın hizmetindedir. Şu farkla ki, karşı-devrim kitlelerin bilinçsizce desteğine ve kör itaatine dayanmak zorunda olduğundan, onları toplumsal gerçeklerin ve kendi sınıf çıkarlarının ayrımına varmaktan uzak tutacak bir depolitizasyon tabi tutarken, devrimci kültür ise tam tersine bütün gücüyle kitleleri politize etmeye önem verir. Kitlelerin politikayla ne kadar yakından ilgili olduğunu önemli olduğunu önemli ölçüde kültür düzeyi belirler. Burjuva anlamda “çok kültürlü” olan birçok politik olmaz elbette. Bizim kültür düzeyinden anlamamız gereken fazla mürekkep yalamışlık değildir. Her konuda bilginin ve entelektüel birikimin de bir yerde önemi olmakla birlikte, daha anlamlı olan, kişilik bakımından insanı güçlü kılan ve insan olmanın gururunu yaşatan erdemlerin belirlediği, ideolojik öze ilişkin bir kültür formasyonudur. İşte, devrimci kültür almış bir insandan söz edildiği zaman en başta anlaşılması gereken de bu öze ilişkin değerler olmalıdır. Buradan kültür cephesinde her türden gericilikle mücadelenin önemi kolayca bilince çıkar ve bu cephede savaşmasak devrimin nasıl olanaksızlaşacağı kendiliğinden anlaşılır. Eğer devrimi kitleler yapacaksa ve kitlelerin devrim yapması da onların ruhunda ciddi değişiklerin olmasına bağlıysa; ideolojik-siyasi öncülük gibi kültürel yönlendirmenin de şart olduğu şüphe götürmez bir şeydir. Tabi ki, kitlelerin ruhunda ve bilincindeki sıçramalı gelişmeler, devrimci eylemin dışında yaşanacak değildir. Kitlelerin en iyi kendi öz deneyimleri içinde eğitilir. Ama bu doğru anlayış da, düşmana karşı politik-askeri savaş ile kültür savaşının iç içe yürütülmesi gereğinden başka bir şeyi göstermez. Devrimler kültür cephesinde de kıyasıya savaşı gerektirir. Bu cephedeki savaşın kimin işi olduğuna gelince, istisnasız devrimcilerin işidir. Sanat, edebiyat, müzik, folklor ve estetik konusu olan her türlü yetenek, kültürel etkinliğe can katar, güç verir. Bu nedenle söz konusu yeteneklerin geliştirilmesi de önemlidir. Şu ya da bu konuda uzmanlığı olması bile, her devrimcinin kendi çapında bir aydın olduğu da unutulmamalıdır. Evet, proletaryanın ideolojisini özümsedikleri ölçüde devrimciler proleter aydınlardır ki; bu burjuva anlamda “aydın” olmaktan çok daha anlamlı ve insanlık için önemlidir. İnsanlığın aydınlık bilinci, onuru ve şuuru olmak demektir. Gerilla tipi devrimcilik ise, salon devrimciliğinden farklı niteliği ve güçlü karakteri ile, kitleleri hem politik hem kültürel bakımdan seferber etmede büyük üstünlüğe sahiptir Barış AYDIN
Bu makale 189 kez okundu
DİĞER YAZILAR
|